Ana Sayfa Arama Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Zalimler için yaşasın cehennem!”

Diyarbakır’da Aksa Tufanı’na destek mitinginde konuşan HAMAS Alimler Birliği Dış Ülkeler Sorumlusu Dr. Nevvaf Tekruri, “Kalplerinizi imanla, beyinlerinizi ilimle, vücudunuzu da kuvvetle hazırlayın ki Aksa’yı, Kudüs’ü ve Filistin’in tüm topraklarını fethedelim.” dedi.

Diyarbakır'da Aksa Tufanı'na destek

Nevvaf Tekruri: İman, ilim ve kuvvetle hazırlanın Kudüs’ü fethedelim

Diyarbakır’da Aksa Tufanı’na destek mitinginde konuşan HAMAS Alimler Birliği Dış Ülkeler Sorumlusu Dr. Nevvaf Tekruri, “Kalplerinizi imanla, beyinlerinizi ilimle, vücudunuzu da kuvvetle hazırlayın ki Aksa’yı, Kudüs’ü ve Filistin’in tüm topraklarını fethedelim.” dedi.

HÜDA PAR, Gazze’de işgalci siyonist rejiminin katliamlarını telin etmek ve direnişin Aksa Tufanı operasyonuna desteklerini bildirmek üzere kitlesel bir miting tertip etti.

Mitingde bir konuşma yapan HAMAS Alimler Birliği Dış Ülkeler Sorumlusu Dr. Nevvaf Tekruri, düşman Siyonistlerin, direniş karşısında yenildiğini söyledi.

Tekruri, “Sizlerin şu meydanları doldurması siyonistlerin yüzlerindeki maskeyi düşürmüştür. HAMAS, Kassam Tugayları, Kudüs Seriyyelerine  moral olup onları siyonistlerin sonunu getirtmek için hazırlamıştır.” dedi.

Daha önceleri, Filistin’in fethi için sürekli hazırlık yapılması çağrısında bulunduklarını hatırlatan Tekruri, “Artık zamanı geldi. Sizler şu cihatta kardeşlerinize ortaksınız. Bu cihat, izzet ve şeref cihadıdır. Bu cihat, bazılarının yüzünü ortaya çıkardı. Filistinlileri destekleyenleri ve hainlerin yüzünü ortaya çıkardı.” diye konuştu.

“Savaşın başlamasına sebep olanlar işgalcilerdir”

Bazılarının, “Niçin HAMAS, israile saldırdı?” diye soru yönelttiğini belirten Tekruri, “Bu, akıllı bir insanın soracağı bir soru değildir. Bu cihat aslında 100 yıl önce başladı. Ne zamanki Theodor Herzl, Abduhamid’den topraklar istedi o da vermedi, işte o dönemden bu yana cihat başladı. Abdulhamid Han’dan bu yana başlayan bu cihat, İzzeddin Kassam ile devam etmiş, bugün Kassam Tugayları ile devam etmiştir. Bugün bu savaşı aslında başlatan siyonistlerdir ki onlar sürekli Mescid-i Aksa’ya ve kutsallarımıza saldırmışlardır. Cenin bölgesini kana bulayan, orayı tarumar eden siyonistlerdir. Savaşın başlamasına sebep olanlar onlardır. Kassam Tugaylarının, silahlarını sivillere yöneltmiş sanıyorlar Hayır, onlar Filistin’i, Gazze’yi, Kudüs’ü korumak için silahlarını yöneltmişlerdir.” diye konuştu.

“Bizler 100 yıldır kazanıyoruz ve kazanmaya devam edeceğiz”

Tekruri, “israil 5 sefer Gazze’ye saldırdı. ABD’de de işgale, “kendisini muhafaza ediyor’ dedi. Üzülerek söylüyorum ki bazı Arap devletleri de bunu söyledi. Kardeşlerim bu cihadımız, Netenyahu’nun burnunu yere sürttü, askerlerini toprağa yığdı. Netenyahu dönemi bitmiştir. O kendi başarısızlığını hafifletmek için bu savaşı veriyor. Şu bilinsin ki onların başlattığı savaş, onların içinde yenilgiye uğrayanlar içindir. Bizler 100 yıldır kazanıyoruz ve Allah’ın izniyle Allah’ın askeriyle kazanmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Üzülmekle meşgul olmayın. Daha önemli işlerimiz var”

Şehit ve yaralı çocuklar karşısında Müslümanların mahzun olmamasını isteyen Tekruri, “Çünkü bu katliamları, işgalin yenilgisinin bir göstergesidir. İşgalin, mücahitler karşısında duramayıp kardeşlerimize saldırmaları, hainlikleri, ellerinden bir şeyin gelmediğinin göstergesidir. Anneler, babalar, paramparça olan çocuklarını kucaklarına alırken, ‘çocuklarımız Kudüs’e feda olsun’ diyorlar. Üzülmekle meşgul olmayın. Daha önemli işlerimiz var. Zamanı gelmiştir. Şu an burada toplanmanız Gazze’ye destektir ama bununla yetinmeyin. Her yerde, her zaman Kudüs için bir araya gelin, mücadele edin. Kendinizi cihada hazırlayın. Kim ki kalbinden cihadı isterse Allah, onları şehitlerin derecesine ulaştırır.” şeklinde konuştu.

“Bu cihadımız Aksa’yı savunmak ve onu hürriyetine kavuşturma cihadıdır”

Tekruri, şöyle konuştu:

“Kalplerinizi imanla, beyinlerinizi ilimle, vücudunuzu da kuvvetle hazırlayın ki Aksa’yı, Kudüs’ü ve Filistin’in tüm topraklarını fethedelim. Size, Filistin’deki kardeşlerinize sadaka verin demiyorum ancak oradaki kardeşlerimizi de görmezlikten gelmeyin. Çünkü bu da sizin cihadınız olacaktır.

Hiçbir konuda cimrilik yapmayın. Bu cihadımız Aksa’yı savunmak ve onu hürriyetine kavuşturma cihadıdır. Bu cihat, bütün siyonizmi yok etme, onların destekçilerini yok etme cihadıdır.

İnşallah, hep beraber Aksa’da bulaşacağız. Sadece Aksa’da namaz kılmak için değil, bunu Aksa’yı özgürleştirerek yapacağız.

Sosyal medyadan mücahitleri paylaşın. Malınızla, kaleminizle dilinizle, makamınızla yardım edin.”

“Ya Filistin’i Kurtarın Ya Ümmete Yol Açın!” sloganıyla Ankara’da basın açıklaması yapıldı

Mescid-i Aksa davası için mücadele veren Filistinli Müslümanların, siyonist çetelerin vahşet ve zulümlerine karşı ‘Aksa Tufanı’ adıyla başlattıkları operasyona destek amaçlı basın açıklamaları devam ediyor.

Köklü Değişim öncülüğünde Ankara’da “Ya Filistin’i Kurtarın Ya Ümmete Yol Açın” sloganıyla basın açıklaması yapıldı.

Mescid-i Aksa davası için mücadele veren Filistinli Müslümanların, siyonist çetelerin vahşet ve zulümlerine karşı “Aksa Tufanı” adıyla başlattıkları operasyona destek amacıyla, Ankara Ulus Meydanında kitlesel basın açıklaması yapılarak, Filistin’in kurtarılması için her yolun açılması gerektiği vurgulandı.

Kur’an-ı Kerim’le başlayan basın açıklamasını Köklü Değişim Yazarlarından Remzi Özer okudu.

Özer, “Kendi peygamberlerinin diliyle lanetlenen bir kavim olan Yahudiler, gasp ettikleri ve işgal ettikleri mübarek topraklarda yıllardır her türlü fesadı ve bozgunculuğu gerçekleştirdiler. Necis postalları ile Mescidi Aksa’yı kirlettiler. Filistinli kardeşlerimizi çocuk, yaşlı, kadın demeden katlettiler. Sırf zevk için Müslümanları hedef alıp öldürdüler. İki milyondan fazla Filistinliyi, Gazze açık hava hapishanesine hapsedip, her türlü haktan mahrum edip, insani yardım malzemelerinin bile girmesine mâni oldular. Yıllardır özellikle her Ramazan ayında üzerlerine bombalar yağdırdılar. Genç yaşlı demeden tuttukları Müslümanları hapsederek ağır işkencelere maruz bıraktılar. Dünyanın gözü önünde yaşanan bu katliamlar karşısında artık canlarına tak eden Filistinliler zelil bir hayattansa izzetli bir ölümü tercih ederek, artık yeter dediler. Bildiğiniz gibi Filistin’deki Mücahitler geçtiğimiz cumartesi günü sabahın ilk saatlerinden itibaren “Aksa Tufanı” adını verdikleri bir harekât ile işgalci Yahudi varlığına karşı saldırılara ve kıyama başladılar. Bu saldırılar karşısında tüm dünya bir anda şaşkınlığa uğradı. İşgalci Yahudi varlığı hiç beklemediği bu saldırılar karşısında şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldı. Hem Yahudi varlığını hem de onun destekçisi Batılıları bu derece sarsan ve telaşlandıran ise bir avuç Müslüman’ın mukavemetinden başkası değildi.” dedi.

“Tüm bunlara karşı yeryüzünün doğusundan batısına bütün Müslümanlar bu onurlu direnişe sahip çıktılar”

Bu telaşın en büyük sebebinin, yıllardır şişirilmiş bir yalan olan sözde “büyük İsrail devleti” balonunun patlamış olmasına bağlayan Özer, “Yahudi varlığının korkaklığının ve zilletinin açığa çıkmış olmasıdır. Askeri gücünün zayıflığına, sayı ve teçhizat olarak çok geride olmalarına rağmen, inanmış ve ölümü göze almış bir avuç Müslüman karşısında, kâfirlerin o çok büyütülen güçlerinin esasen bir hiç olduğu ortaya çıkmıştır. İşte bu büyük ifşanın telaşı ile kâfirler apar topar harekete geçtiler. Yahudi varlığı tehditler savurarak hiçbir ayırım yapmadan Gazze’ye her zamanki gibi bomba yağdırmaya başladı. Bebekleri, çocukları, anneleri ve yaşlıları katletti. Savunmasız Müslümanlara saldırdı. İşgal altındaki bölgelerin suyunu, gazını ve elektriğini kesti. Hastaneleri, mescitleri ve yerleşim yerlerini fütursuzca bombaladı ve hala da bombalamaya devam ediyor. Yahudi varlığı en iyi bildiği iş olan zulüm ve katliamları gerçekleştirirken diğer taraftan içimizdeki Yahudi seviciler ve Batı hayranları hemen harekete geçtiler. İşgale karşı başlatılan bu onurlu direnişi ‘terör’ olarak lanse etmeye çalıştılar. Yahudi varlığına ait medyanın ellerine tutuşturdukları birkaç görseli kullanarak bu izzetli mukavemeti lekelemeye çalıştılar. Tam 75 yıldır Yahudi varlığının gerçekleştirdiği katliam ve işgalleri görmeyen, bin bir çeşit bombalarla çırpınarak can veren çocukların çığlıklarını duymayan bu güruh, hep bir ağızdan mücahitleri karalamaya ve küçümsemeye çalıştılar. Ama tüm bunlara karşı yeryüzünün doğusundan batısına bütün Müslümanlar bu onurlu direnişe sahip çıktılar. Allah hepsinden razı olsun.” ifadelerini kullandı.

“Ya mazlumları kurtarın ve Aksa’ya sahip çıkın ya da Müslümanlara yolu açın”

Müslümanların mukaddes belde olan Kudüs’ü canları pahasına koruyan Filistinli Müslümanlara destek olmak için meydanlara koştuklarını belirten Özer, şu ifadelere yer verdi:

“Tekbirlerle, dualarla, kanımız ve canımız sana fedadır ey aksa nidalarıyla meydanları inlettiler. Ancak Müslüman halkların bu duyarlılığına rağmen maalesef her zaman olduğu gibi yöneticiler ve Müslümanlardan oluşan orduların komutanları sessiz kalmaya devam ettiler. Şahitlerin şahitlik edeceği o günde, Allah’ın izin vermediği hiç kimsenin konuşamayacağı o günde, Rabbinizin huzuruna bembeyaz bir yüzle ve sağdan verilmiş kitabınızla çıkmak istiyorsanız, ebedi cennet nimetlerine kavuşmak istiyorsanız, işte size tarihi bir fırsat. Allah aşkına bu fırsatı kaçırmayın. Şayet bu sıcak çağrıya icabet etmeyecek ve her zamanki gibi yerlerinize çakılıp kalacaksınız Müslümanlara yol verin. Zira bizler; Aksa için, Kudüs için, Gazze için, Filistin için yola çıkmaya hazırız. Katledilen masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için, onları korumak ve göğsümüzü onlara siper etmek için yola çıkmaya hazırız. İşte genciyle yaşlısıyla buradayız. Günlerdir dünyanın ve ülkenin her tarafında Müslümanlar meydanlarda. Allah için, Rasulullah için ya harekete geçin ve Filistin’i kurtarın, ya da Müslümanlara yol açın bizler gidelim. Bizler yıllarca Mescidi Aksa’da nöbet tutan Osmanlı askeri Iğdırlı Hasan Onbaşı gibi göreve hazırız. Mescidi Aksa’yı asla yalnızlığa terk etmeyeceğiz. Hasan Onbaşı gibi ölene kadar nöbet tutmaya hazırız. Tekrar ediyoruz! Ya mazlumları kurtarın ve Aksa’ya sahip çıkın ya da Müslümanlara yolu açın.”

HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanı Turgut: Siyonistler güçten anlar, İslam ümmeti bu gücünü göstermeli

Diyarbakır’da Aksa Tufanı’na destek mitinginde konuşan HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanı Vedat Turgut, “Siyonistlerin her bir saldırı, katliam, cürüm ve hukuk tanımayan uygulamalarına karşı mutlaka caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Siyonistler ancak güçten anlar, İslam ümmeti bu gücünü göstermelidir.” dedi.

HÜDA PAR, Gazze’de işgalci siyonist rejiminin katliamlarını telin etmek ve direnişin Aksa Tufanı operasyonuna desteklerini bildirmek üzere kitlesel bir miting tertip etti.

HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkanı Vedat Turgut da mitingde bir basın bildirisi paylaştı.

Açıklamasına, “Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil rüsvâ etsin, onlara karşı size yardım ve zafer ihsân buyursun, baskı ve zulüm altında inleyen mü’min toplulukların gönüllerini ferahlatsın!’ Tevbe /14” ayetine atıfta bulunarak başlayan Turgut,  Mescid-i Aksa’nın çevresinde bulunması hasebiyle Filistin topraklarının Allah tarafından mübarek kılındığını belirtti. Turgut, bu nedenle Aksa’nın kudsiyetini muhafaza etmenin sadece Filistinlilerin değil, bütün ümmetin ortak sorumluluğu olduğunu belirttti.

“Vatanını katil sürülerinden kurtarmaya çalışan mazlum bir halk var”

Turgut, “Önce olayı doğru tanımlamalıyız; yaşanmakta olan savaş iki denk tarafın olduğu bir savaş değildir. Bu nedenle her iki tarafa da aynı çağrıyı yapmak, yaşanan mezalime karşı zalimin yanında olmak anlamına gelir. Eğer iki taraftan söz edilecekse; bir tarafta hiçbir kural ve kutsiyeti tanımayan, güçten ve zorbalıktan başka bir dilden anlamayan, dünyanın değişik yerlerinden Filistin topraklarına üşüşen vahşi katiller sürüsü; diğer tarafta gasp edilmiş vatanlarını canları pahasına savunan, kendi vatanlarında hapis hayatı yaşatılan, Rabbine dayanıp vatanını bu katil sürülerinden kurtarmaya çalışan mazlum bir halk vardır.” dedi.

Hiçbir uluslararası sözleşme ile hukuk düzeni ve hiçbir vicdanın bu iki tarafı eşit ve denk olarak kabul edip aynı muameleyi yapmaması gerektiğini vurgulayan Turgut, şart ve imkânlar bakımından kıyas kabul etmeyen bir dengesizliğin olduğunu kaydetti.

Turgut, “Bugün silah ve teknolojik imkânlar bakımından en donanımlı devletler, Siyonistlerin yanında yer aldıklarını açıkça beyan etmekte ve bu desteklerini fiilen icra etmektedirler. Buna karşılık vicdan sahibi insanlığın büyük bir kısmı, yaşanan bu zulme karşı Filistin’i desteklemelerine rağmen ülkeleri idare edenler Filistin halkının katliamdan kurtarılması için sadra şifa bir uğraş vermemektedir. Bu yalnızlık ve imkânsızlık içerisinde Filistin ve Gazzeli kardeşlerimiz büyük bir fedakârlık göstermektedir.” diye konuştu.

“Ümmet, Filistinli kardeşlerinin tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamaya muktedirdi”

Bugün, insanlığın büyük bir imtihan ile karşı karşıya olduğunu belirten Turgut, “Ya bir halkın topyekûn yok edilmesine sessiz kalan gayretsiz insanlar yığını olarak anılacak, ya da kardeşlerinin göz göre göre ölümüne rıza göstermeyip mazlumun yanında yer alarak tarihte şerefli yerini alacaktır.” dedi ve şunları ekledi:

“Filistinli kardeşlerimiz bizden fazla bir şey istememektedir. Öncelikli olarak zalimle mazlumun mücadelesinde mazlumun yanında olduğumuzu açıkça göstermemiz, sonra da direnişin ihtiyaçlarının teminini istemektedir. Bu ümmet, Filistinli kardeşlerinin tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılamaya muktedirdir.

Gazzeli bir avuç imanlı genç ‘Aksa Tufanı’ harekâtıyla onlarca yıldır basın, yayın ve küresel emperyalizmin yaymaya çalıştığı Siyonistlerin üstün askeri güç oldukları, Demir kubbelerinin delinemez olduğu efsanesinin bir balon olduğunu göstermiştir. Demir kubbe kevgire dönüşmüştür. Aynı zamanda siyonistlerin, Kur’an-ı Kerim’de Haşr suresinin 14. ayetinde de belirtildiği gibi ‘Ancak müstahkem yerlerde ve siperler ardında, yani ‘demir kubbeler’ arkasında savaşabiliyorlar. Yine Kamer suresinde müjdelendiği gibi ‘Yoksa onlar biz yenilmez bir topluluğuz mu diyorlar, yakında o topluluk da yenilecek ve arkalarını dönüp kaçacaklar.’ Bugün bu ayetlerin tecelli ettiğine şahit oluyoruz. İnşallah siyonist katillerin toplu bir şeklide arkalarını dönüp Filistin topraklarından defolduklarını da göreceğiz.”

“İslam ülkeleri acilen müdahale etmeli”

Bunun için herkese düşen görev ve hizmetlerin olduğunu vurgulayan Turgut, “İslam ülkeleri acilen bir araya gelip siyonistlerin yetmiş yıldan beri rutin haline getirdiği soykırımın engellenmesi için acilen müdahale etmelidir. Filistin halkının yaşadığı meskûn mahallere havadan ve karadan yaptığı saldırılar ve bombalamalar durdurulmalıdır. Gazze’nin tamamıyla yakılıp yıkılmasına engel olunmalıdır.” çağrısında bulundu.

“Siyonist işgal rejimi ile tüm ilişkilere son verilmeli”

Turgut, çağrısına şunları ekledi:

“Gazze’de yaşayan iki buçuk milyona yakın mazlum insanın hayatlarının idamesi için gerekli su, gıda, ilaç, barınma ve temel ihtiyaçların karşılanması için ‘insani yardım koridoru’ acilen açılmalıdır.

Filistin’i devlet olarak tanıyan ülkeler, Filistin topraklarından bir parça olan Gazze’ye denizden, karadan ve havadan ulaşmak için siyonistlerden izin alma zilletinden kurtulmalıdır. Uluslararası hukuka uygun olarak Filistin’i devlet olarak tanıyan ülkeler Filistin yönetimi ile her alanda siyasi, ekonomik ve askeri iş birliği yapmalıdırlar.

Filistin halkının yaşadığı topraklarda uydu kentler şeklinde işgalci Siyonistlerin yerleştirilmesinden vazgeçilmeli, ‘yerleşimciler’ adı altında meşru görüntü verdirilen bu silahlı çetelerin işgallerine son verilmelidir.

İşgal tamamıyla son bulana kadar siyonist işgal rejimi ve ticari kurumları ile askeri, siyasi, diplomatik ve ekonomik tüm ilişkilere son verilmeli, asla yeni iş birliği yapılmamalıdır.”

Tarihe Kudüs fatihi olarak geçen Selahaddin Eyyubi’nin, Kudüs’ün işgalden kurtarılması için ümmetin birliğini sağlayarak aynı zamanda çağının ümmet önderi ve lideri olduğunu ifade eden Turgut, Bugün de kim Kudüs’ün kurtarılması için ümmeti bir araya getirir ve buna rehberlik ederse doğal olarak Ümmetin lideri ve önderi olacaktır.” diye belirtti.

“Siyonistler ancak güçten anlar”

70 yılı aşkın bir süreden beri siyonist rejimin yaptığı tüm katliamlara ve hukuk tanımaz icraatlarına İslam ülkelerinin “kınama” dışında bir yaptırım uygulamadığını kaydeden Turgut, “Kınamaların siyonistleri caydırmadığı açık bir şekilde kendini göstermektedir. Bu nedenle siyonistlerin her bir saldırı, katliam, cürüm ve hukuk tanımayan uygulamalarına karşı mutlaka caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır. Siyonistler ancak güçten anlar, İslam ümmeti bu gücünü göstermelidir.” diye konuştu.

“Müslümanlar ihtilafları bir kenara bırakıp birliklerini kurmalıdır”

Turgut, “Siyonistlerin, yeryüzünde iki milyarı aşkın mensubu olan İslam alemine rağmen, İslam ümmetinin üç mukaddes şehrinden birinin bulunduğu Filistin topraklarında bu barbarlığı yapabilmesinin en büyük etkeni Müslümanların dağınık görüntüsü ve yaşadığı ihtilaflardır. Müslümanlar izzetli bir şekilde yaşamak istiyorsa aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp siyasi, ekonomik ve askeri birliklerini kurmalıdırlar.” değerlendirmesinde bulundu.

“Bu savaşta tarafsız kalmak zulme razı olmaktır”

Siyonistlerin Filistin coğrafyasındaki işgalini, Filistin ile siyonistlerin sorunu ya da Arap-Yahudi savaşı olarak görmenin ya da göstermenin meseleyi basitleştirmek olduğunu vurgulayan Turgut, “Bu savaş bir hak ve batıl savaşıdır. Zalim ile mazlumun savaşıdır. İşgale uğramış vatanlarını kurtarmaya çalışan kahramanlar ile dünyanın tüm askeri, ekonomik ve siyasi güçlerini arkalarına alarak bir halkı soykırımla yok etmek isteyen zorbaların savaşıdır. Bu savaşta tarafsız kalmak zulme razı olmaktır. Zulme razı olmak zulümdür. Filistin davası ümmetin ortak davasıdır. Mescid-i Aksa ve Kudüs, Müslümanların ortak değeridir. Bu bilinç kaybolmamalı ve nesiller boyu diri tutulmalıdır. Ümmetin tüm kurumları için en önemli hedef bu olmalıdır.” şeklinde konuştu.

Turgut, açıklamasına şu sözlerle son verdi.

“HÜDA PAR olarak, Selahaddin-i Eyyubi El Kurdi’nin torunları olarak bir kez daha en yüksek sesle haykırıyoruz ve diyoruz ki; canımızla, kanımızla, malımızla ve evlad-u iyalimizle ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın ve Müslüman kardeşlerimizin yanındayız. Filistin’in ve Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne giden her meşru eylemin yanındayız ve destekçisiyiz. Bu yolda üzerimize düşen her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız.

Filistin halkına selam olsun!

Aksa Tufanı operasyonuna selam olsun!

Kahraman mücahitlere selam olsun!

Direnişe ve dirilişe selam olsun!

Şahit ol Ya Rab!  Şahit ol Ya Rab!  Şahit ol Ya Rab!”

HÜDA PAR Milletvekili Dinç: Kudüs özgürleşirse insanlık özgürleşir

Diyarbakır’da Aksa Tufanı’na destek mitinginde konuşan HÜDA PAR Gençlik Politikaları Başkanı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, “Kudüs özgürleşirse insanlık özgürleşir ve sömürgeden kurtulur. İşgalci terör şebekesi olduğu müddetçe yeryüzünde adalet sağlanmaz ve kölelik bitmez.” dedi.

HÜDA PAR, Gazze’de işgalci siyonist rejiminin katliamlarını telin etmek ve direnişin Aksa Tufanı operasyonuna desteklerini bildirmek üzere kitlesel bir miting tertip etti.

Mitingde konuşan HÜDA PAR Gençlik Politikaları Başkanı ve Mersin Milletvekili Faruk Dinç, konuşmasına, “Selam olsun Aksa Tufanı Harekâtı ile Siyonistlerin kabusu olanlara… Selam olsun kollarında yavrularının parçalanmış bedenlerini taşırken dahi Kudüs muhafızlığını yapanlara… Ve selam olsun meydanlara akın edip yüreği Kudüs’te atan Diyarbakırlı hemşerilerime! Allah’ın selamı ruhuyla, bedeniyle ve tüm kalbiyle Kudüs’e destek olanların üzerine olsun.” ifadeleriyle başladı.

Bundan birkaç gün önce Ankara’da Meclis’te Filistin Sağlık Bakanı ile bir görüşme sağladıklarını hatırlatan Dinç, bakanın kendisine, “Aksa Tufanı Harekâtının başlamasından hemen sonra dünyada hiçbir yerde Filistin’e destek gösterileri yok iken, Diyarbakır’da yürüyüşler yapıldı. Bu bizi çok memnun etti.” dediğini aktardı.

Dinç, “Bu meydanlar Filistinli mücahitleri sevindirirken terör şebekesi siyonistleri ve uzantılarını da kahretmektedir.” diye ekledi.

“Aksa Tufanı Harekâtı Yevmu’l Furkan’dır”

Bugün Diyarbakır’dan, İstanbul’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından Aksa’da yaşanan zulümleri duyurmak için burada olduklarını ifade eden Dinç, Filistin’de insanlık suçu işlendiğini; siviller, yaşlılar, kadınlar ve kucağındaki bebeklerle beraber katledildiğini belirtti.

İşgal rejiminin, hastaneler, ambulanslar ve insani yardım konvoylarını da bombaladığını, Gazze’yi binlerce ton bombalarla yakıp yıktığını ifade eden Dinç, şunları kaydetti:

“75 yıldır terör şebekesi bu vahşeti işliyor.  Filistin halkı kendi başının çaresine bakmak için işgalcilere tufan olmak zorunda kaldılar. Ama düşmanlarına benzemediler. Çocukları öldürmediler. Aksa Tufanı harekâtı 75 yıldır yapılan zulümlerin oluşturduğu öfkenin tufan olup patlamasıdır. Son bir aydır Filistinliler uluslararası kamuoyuna, Birleşmiş Milletlere, İslam ülkelerine çağrıda bulunuyorlar. Kimse, kınamadan başka bir şey yapmadı. Tarih; İşgalci Siyonistlerin bir kedisi ölse hoplamaya hazır olanlar ile Filistin’de binlerce çocuğun katledilmesine sesiz kalanları unutmayacaktır.”

Dinç, “Aksa Tufanı Harekâtı Yevmu’l Furkan’dır. Hak ile batılın ayan beyan görünmesidir. İşgalci katillerle onlara karşı direnen yiğitlerin mücadelesidir. İşgalciler ile topraklarını savunmaya çalışanların direnişidir. Bir tarafta her türlü mukaddesatı çiğneyen barbarlar, diğer tarafta ümmet adına kutsallarımızı canları pahasına korumaya çalışan kadınlar, erkekler ve hatta çocuklar var.” diye ekledi.

Bir tarafta çok güçlü silahlara sahip, süper güçlerin şartsız açık desteğini alan katillerin; diğer taraftan elektriksiz, susuz, ekmeksiz, ilaçsız bırakılan mazlumların olduğunu belirten Dinç, “Bir tarafta terör şebekesi siyonistler, diğer tarafta iliklerine kadar zulme uğramış mazlumlar var.

Bu meydanlarda tarafımızı belirlemek için buradayız. Hepimiz Filistin halkının yanındayız. Malımızla, canımızla ve her türlü imkanlarımızla Lebbeyk ya Aksa diyoruz.” diye konuştu.

Kudüs Meselesi ümmetin meselesidir

Dinç, “Bize diyorlar ki niye Kudüs denince yerinizde duramıyorsunuz. Kudüs meselesi öncelikli meselemizdir. Kudüs namusumuzdur. Kudüs direniş ruhumuzdur. Kudüs’ü muhafaza etmek cihadımızdır. Kudüs meselesi, Filistin ile işgalci israil meselesi değildir. Arap ile Yahudi meselesi de değildir. HAMAS ile işgalci israil meselesi de değildir. Kudüs meselesi akide meselesidir, ümmetin ve tüm insanlığın meselesidir. Kudüs özgürleşirse insanlık özgürleşir ve sömürgeden kurtulur. İşgalci terör şebekesi olduğu müddetçe yeryüzünde adalet sağlanmaz ve kölelik bitmez. Biz de Kudüs mücahitleri ile birlikte köleliğe dur diyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Ey Selahhadin-i Eyyübi’nin torunları, Aksa kollarını açmış sizi bekliyor. Aksa, kokunuzu özlemiş, yüreği dağlanmış bir şekilde Selahaddin’in evlatlarını arıyor.” diyen Dinç, şöyle devam etti:

“Aksa’da mukaddesatlar çiğneniyor, namuslar talan ediliyor, küçücük bebeler katlediliyor. Havadan, karadan ve denizden bombalar yağıyor. Fosfor bombaları kullanılıyor. İnsanlık suçu işleniyor. Ey Şeyh Saidin Torunları Kudüs özlemle sizi bekliyor.”

Siyonist terör şebekesi ve uzantıları da seslenen Dinç, “Attığınız iftiralarla ve medyada oluşturduğunuz kirli algılarla kendinizi temizleyemezsiniz. Zulmünüze yer ve gök şahittir. Sırtınızı ABD’ye veya silahlarınıza dayanmış olabilirsiniz. Ancak sırtını yerin ve göğün Rabbi olan Allah’a dayayanlar sizi kahredecektir. Gargat ağacının arkasına saklanmanız da sizi kurtaramaz.” ifadelerine yer verdi.

“İslam ülkeleri somut ve uygulanabilir adımlar atmalıdır”

Dinç, konuşmasının sonunda şu çağrılarda bulundu:

“Ey gençler, anneler, babalar! Artık her biriniz birer Selahaddin-i Eyyübi’siniz. Kudüs muhafızısınız. Keskin kaleminizle Kudüs’ü yazın. Şiirlerinizle Kudüs’ü kalplere nakşedin. Tuvale vurulan fırçalarınızla Kudüs’ü resmedin. Marşlarımız Kudüs olacak.

İslam ülkelerine ve tüm insanlığına çağrımız; İslam ülkeleri somut ve uygulanabilir adımlar atmalıdır. Vicdanı sönmemiş ülkeler terör şebekesi siyonistlerle her türlü diplomatik, askeri ilişkilerini kesmeli ve onlara somut yaptırımlar uygulanmalıdır. İşgalci israilde olan büyükelçimiz geri çağrılmalı, Ankara’daki terör şebekesinin elçisi sınır dışı edilmeli

İslam ülkeleri ABD ve siyonistlere petrol satışını durdurmalıdır. Siyonistler bütün Müslümanların mukaddesatına saldırıyor, insanlığa karşı cürümler işliyor, insani, ahlaki, hukuki ne kadar kural ve ilke varsa hepsini çiğniyor. Bütün İslam ülkeleri sözde ‘normalleşme’ siyasetini durdurmalıdır. Bütün özgür dünya bu vahşete karşı sesini yükseltmelidir. Yarın çok geç olabilir.

Zalimler için yaşasın cehennem!”